Arpanet’ten Sonsuz Kaydırmaya
Web siteleri bugün hayatımızın oksijeni gibi — haber, alışveriş, okul, eğlence, hatta devlet işleri hepsi orada. Ama bu “her an, her yerde” hissi, aslında birkaç on yılda adım adım örüldü.
1. 1960’lar–1980’ler: Temeller (Web yok, ama zemin hazır)
- 1969, ARPANET: İnternetin atası. Paket anahtarlamalı ağ, üniversiteler ve araştırma kurumları arasında metin tabanlı iletişim. “Site” kavramı yok; sadece bağlı makineler var.
- 1983, TCP/IP: Ortak dil kabul edildi, farklı ağlar birbirini anlamaya başladı. Bugünkü internetin omurgası doğdu.
- 1989’a kadar: E-posta, FTP, Usenet; bilgi var ama hep komut satırı. Hipermetin fikirleri (Vannevar Bush’tan Ted Nelson’a) havada dolaşıyor, henüz tarayıcı yok.
2. 1989–1995: Web’in doğuşu ve kıvılcım
- 1989, Tim Berners-Lee (CERN): HTML, HTTP, URL üçlüsünü önerdi. Amaç basitti: araştırmacıların belgeleri kolay paylaşması.
- 1991: İlk site yayında (info.cern.ch). Tamamen metin, bağlantılar elle yazılıyor.
- 1993, Mosaic tarayıcısı: Resimleri metinle birleştiren ilk popüler grafik tarayıcı. “Tıkla, gör” deneyimi patladı. Üniversiteler siteler açmaya başladı.
- 1994–1995: Netscape Navigator, HTML 2.0, arama motorları (Yahoo!, AltaVista). Siteler hâlâ statik el yapımı sayfalar; ziyaretçi sayısı “hit” sayacıyla gösteriliyor, misafir defteri moda.
3. 1995–2004: Patlama, çöküş ve standartlaşma
- Teknolojiler: JavaScript (1995), CSS (1996), PHP/MySQL gibi sunucu taraflı araçlar; formlar, oturumlar, “dinamik” içerik.
- Dot-com balonu: Her şeyin .com’u açıldı, 2000’de balon patladı. Geriye daha gerçekçi modeller (reklam, e-ticaret) ve sağlam altyapı kaldı.
- Standartlar: W3C öne çıktı, HTML 4.01 ve XHTML, tarayıcı uyumsuzlukları can yakıyor ama “web standartları” kültürü kök salıyor.
4. 2004–2010: Web 2.0 ve sosyalleşme
- “Salt okunur”dan “yaz-okuna”: Bloglar (WordPress), vikiler (Wikipedia), YouTube, Facebook. Kullanıcılar içerik üretiyor.
- AJAX (2005): Sayfa yenilenmeden veri çekme; Gmail ve Google Maps ile somutlaştı. Arayüzler masaüstü hissine yaklaştı.
- Mobilin ilk dalgası: iPhone (2007); “mobil uyumlu” temaları doğurdu, uygulama ekosistemi web’i zorlamaya başladı.
5. 2010’lar–bugün: Mobil öncelikli, hızlı ve “uygulamsı” web
- Responsive design & mobile-first: Telefon, ana cihaz; içerik her ekrana esniyor.
- Performans & güvenlik: 4G/5G, CDN’ler, HTTPS varsayılan, Core Web Vitals gibi metriklerle hız ölçülüyor.
- SPA/PWA: Tek sayfa uygulamalar (React, Vue) ve yüklenebilen web uygulamaları; çevrimdışı çalışıp bildirim gönderebiliyor.
- Kişiselleşme & gizlilik: AI önerileri, koyulaştırılan çerez politikaları (GDPR), alternatif reklam modelleri.
Küçük bir perspektif
1991’de basit bir metin sayfasından başladık; bugün aynı “adres çubuğu” bizi gerçek zamanlı, kişiye özel, platformlar arası deneyimlere götürüyor. Teknoloji değişti — statik → dinamik → sosyal → uygulamsı — ama temel hâlâ aynı: URL ile ulaşılan, bağlantılarla keşfedilen belgeler.
Web’in sonraki dönemi muhtemelen AI-türetilmiş içerik, ses/görüntü ağırlıklı arayüzler ve gizlilik-merkezli mimariler üzerine kurulacak. Fakat tarih bize şunu öğretti: her “devrim”, aslında küçük bir standardın (HTTP gibi) üzerine yığılan birikimli iyileştirmelerden ibaret.